Anadolu, yüzyıllardır insan faaliyetlerinin sürdüğü bir coğrafyadır. Ancak Türkiye’nin ormanlarının yarısından fazlası son elli yılda giderek artan bir şiddette sürdürülebilir olmayan uygulamalardan dolayı niteliğini kaybetmiştir. Nitelik kaybının bir çok nedeni vardır ama başta gelen nedenler arasında kalkınma girişimleri ve sürdürülebilir olmayan ormancılık faaliyetleri gelmektedir. Türkiye’de 21 milyon ha orman bulunmaktadır. Türkiye’nin ormanlarının yalnızca %4’ü koruma statüsü altındadır. Korunan alanların gerektiği gibi korunması bile yasaların uygulanmaması, planlama sorunları ve değişik anlayışlar yüzünden tehlike altındadır.
Sürdürülebilir orman yönetimi kavramı nadir olarak uygulanmakta ve tam olarak anlaşılmamış durumdadır. Kimi korunan alanlarda, getirilen uygulamalar ormandan geleneksel faydalanma biçimlerinin kaybı ile sonuçlanmıştır. Bu durum, kırsal nüfusun doğa korumaya bakışını olumsuz yönde etkilemektedir. Ormancılık sektöründe ağırlık kereste üretimi üzerine yoğunlaşmış durumdadır. Mevcut yönetim planlarına göre orman alanlarının %83’ü kereste üretimi için yönetilmektedir. Geri kalan %17’si ise toprak ve su kaynaklarının korunması gibi birincil amaçlar için ayrılmış durumdadır. Yalnızca kereste üretimine odaklanan bu anlayış, ormanların kereste üretiminden bağımsız, bir ekosistem olarak değerini anlamaktan uzaktır. Ayrıca bu yaklaşım, ormanların; otlatma, hayvanlar için yem sağlama, odun dışında orman ürünleri , yakacak ve istihdam sağlama gibi özelliklerini de göz ardı etmektedir. Türkiye taraf olduğu Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi, Avrupa Bakanlar Ormanların Korunması Hakkında Konferans, Birleşmiş Milletler Ormanlar Forumu uluslararası sözleşmelerine karşın sözleşmelerin gereklerini yerine getirmede her zaman başarılı olamayabiliyor. Bu durum çoğu zaman yerel ve ulusal yönetimlerin yetkilerinin çakışması, ilgi gruplarının ve karar vericilerin yeterli temsil edilmemesinden kaynaklanıyor. Alan bazında korumada, orman alanlarının mülkiyetinin kesin sınırlarla belirlenmemiş olması, sürdürülebilir yönetim alanında sıkıntılar yaratmaktadır. Korunan alanların kesin olmayan sınırları, alanların kullanıcıları, hükümet ve yöre halkını kimi zaman karşı karşıya bırakıyor. Bu anlaşmazlık, ormanın yasal tanımının yeniden yapılması, önceden orman olarak tanımlanmış bir alanın halkın ihtiyaçları göz önüne alınmadan yapılaşması gibi durumlarda daha şiddetleniyor. Ulusal, bölgesel ve yerel planlamaya yönelik yasama ve düzenlemeler yetersiz ya tutarsızdır. Bu durum nitelik ve doğal alan kaybına yol açmaktadır. Çevreye vereceği zararlar göz önüne alınmadan planlanan projeler sonucunda doğa büyük kayıplara uğrayabilmektedir. Birbiri ardına çok hızlı değişikliklerin olduğu orman alanında politikaların belirlenmesi, çerçevelerin uygulanması da değişkendir. Orman yönetiminin tek merkezden yönetilmemesi ve planlama sürecine ilgi gruplarının katılımı, alanların çevresel değerlerinin verilmesi, biyolojik çeşitliliğin korunması , yöre halkının ihtiyaçlarının göz önüne alınması önemlidir. Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. Oy Kullan (138) | Sitende yayınla | İzlenme :2767 | Yazdır | E-Posta
Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com All right reserved |